Translate

SİRKE ÇEŞİTLERİ VE FAYDALARI


İnsanların şarap yapmaya başladıklarından beri sirkeyi tanıdıkları söylenebilir. Mısırlılar, Asurlar, Yunanlılar ve Romalılar sirkeyi yemeklerde, balık, et, sebze konservesi yapımında ve ilaç olarak hastalıkların tedavisinde kullanıyordu. Sirke önceleri toprak küplerde mayalandırılıyordu. Tahta fıçının bulunmasıyla, karnı şiş fıçılarda mayalandırılmaya başlandı ve günümüze kadar uzandı… İşte türleri ve özellikleri…

Adaçayı sirkesi sinir bozukluklarını düzeltir. Çorbaya veya suya karıştırılır.
Ananas sirkesi sindirimi sağlayan bezelere olumlu etki yaparak sindirimi kolaylaştırır.
Ardıç üzüm sirkesi güçlü bir mikrop öldürücüdür. İçildiğinde epitelyum dokuyu tahriş ettiğinden çok az kullanılır. İçten ancak bir uzman kontrolünde uygulanmalıdır.
Ayva sirkesi yanıkların tedavisinde kullanılır.
Bahçe nanesi sirkesi, mideyi ve sindirim sistemini rahatlatır (bir bardak suya karıştırılan 1 çay kaşığı nane sirkesi). Bağırsak gazlarının oluşmasını da önler.
Bal sirkesi en az alerjiye neden olan sirkedir. Öksürüğü yumuşatır ve mikrop öldürücüdür.
Balsamik sirke sirkelerin kralı olarak kabul edilir. Yıllarca ağaç fıçılarda saklanır. Üretiminin zor olması nedeniyle çok pahalıdır. Eskidikçe değeri artar.
Bektaşi üzümü sirkesi saçların uzamasına ve cildin sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Kan damarlarını ve bağ dokuyu güçlendirir. Vücudu toksinlerden temizler ve solunumu rahatlatır.
Beyaz şarap sirkesinin sinir iltihaplarında sakinleştirici olduğu ileri sürülmektedir. Peklik gidericidir.
Çilek sirkesi bağışıklık sistemini uyarır. Canlılık vericidir. Genellikle orman çileği sirkesi tercih edilir.
Çoban üzümü sirkesi peklikte, ishalde yardımcıdır ve iltihap önleyicidir. Kandaki yağ oranına olumlu etki yapar.
Elma sirkesi Avrupa’da ilaç olarak en çok kullanılan sirkedir. Birçok hastalığın tedavisinde kullanılır. Tansiyonu ve kan dolaşımını düzenler.
Frenküzümü sirkesi epitel doku iltihaplarında etkili olur. Bağışıklık sistemini uyarır ve kan oluşumunu destekler.
Hurma sirkesi sakinleştirici, metabolizmayı uyarıcı ve peklik gidericidir.
Karahindiba sirkesi antiseptik ve peklik gidericidir. Ayrıca bağırsaklarda iltihap oluşmasını önleyici özelliği de vardır.
Karanfil sirkesi baharat olarak kullanılan karanfilden yapılır. Kusmayı ve bulantıyı kesmekte çok etkilidir.
Kayısı sirkesi konsantrasyonu artırır. Kan temizleyici, toksinlerden arındırıcıdır. Cilt, tırnak ve saç üzerinde olumlu etki yapar. Solunum zorluklarında yardımcı olur. Hücre koruyucudur.
Kırmızı şarap sirkesi kolesterolü olumlu etkiler. Damarlarda yağ tabası oluşmasına karşı kırmızı şaraptan daha etkilidir.

PİŞMAN OLMAK


Kişisel gelişimimizi kemale erdirmek istiyorsak, asla yapmamamız gerekenlerden biri de pişmanlık duymaktır. Geçmişte yaptığımız yanlışlar için pişmanlık duymak, bu duygunun içimizi kemirmesine izin vermek doğru değildir.

Pişmanlık duygusundan kurtulmak için hayatımızda hata diye gördüğümüz olaylara farklı bir gözle bakmayı öğrenmeliyiz. İnsan yaşamı, sınavlar ve deneyimlerle doludur. Yaşanan acılar, sevinçler, utançlar, kayıplar ve başarılar hayatımızın anlamını oluşturur. Bunlardan birini yaşamadan diğerinin önemini anlayamayız.

Hayatta hiçbir insan yoktur ki, sadece mutlu, başarılı ve sevinçli ya da mutsuz, başarısız ve hüzünlü olsun. Ömrümüz tek düze yaşansaydı, hep kazanan ya da kaybeden olsaydık nasıl deneyim sahibi olabilirdik? Acıyı yaşamayan zevkin güzelliğini nasıl anlayabilir veya tam tersini? Kaybetmeden kazanmanın değerini de anlamak olası değildir.

Hayat boyunca yaşadığımız her şey bizim deneyimlerimizdir. Bunlara hata olarak gördüklerimiz de dahildir. Hatalar; bizim dereyi geçerken üzerlerini bastığımız taşlarda ayağımızın sendelemesi gibidir. Önce düşer gibi olur, hemen dengemizi sağlar ve yolumuza devam ederiz. Sonraki taşlara basarken daha dikkatli olur, sendelemeyiz. Yaşamda yapılan hatalar da aynen böyledir, onlardan dersler çıkarır ve sonraki süreçlerimizde aynı davranışları tekrarlamazsak, başarıya ulaşırız.

Kısacası şunu söyleyebiliriz. Hatalarımız bizim öğretmenlerimizdir. Onlar başımıza geldiğinde eğer görmesini ve ders almasını bilirsek gerçek deneyimi kazanmış oluruz. Bu nedenlerden dolayı hatalardan pişmanlık duymak yanlıştır. Bizi gereksiz yere olumsuz duygu ve davranışlara iter. Ama biz hatalarımızı pişmanlıkla değil, öğretici yanıyla karşılarsak, gerçek huzura ve başarıya kavuşuruz.

Deneyimlerle öğrendiğimiz yeni bilgilerimizi iyice incelemeliyiz. Bunun benzerleriyle tekrar karşılaştığımızda yaklaşım ve eylemlerimizde neler yapmamız gerektiğini anlamalı ve yapabilmeliyiz. Gelecek başka zorluklar için kendimizi hazırlamalıyız. Hatalarımızdan asla pişmanlık duymayıp, olumsuz duygulara kapılmayıp yolumuza devam etmeliyiz.

Şadan HERGÜNER

KARAR VERMEKTEN KORKMAYIN


Usta'ya başarısının sırrını sormuşlar; iki kelimeyle açıklamış.
“Doğru kararlar.” Demiş.
Herkesten farklı olarak, doğru kararları nasıl alabildiğini sormuşlar.
Tek kelime ile cevaplamış; “Tecrübe.” Demiş.
İyi de kardeşim bu tecrübe denen şeyin sırrı nedir?
Usta, derin bir iç geçirmiş ve şöyle demiş: “Yanlış kararlar.”

Bu yazımda anlatmaya çalışacağım her şeyi açıklayan bir kıssadan hisseyle başlamak istedim. Peki, nedir karar vermek? Çeşitli amaçlar, bunlara ulaştıracak yollar, araçlar ve imkânlar arasında seçim ve tercih yapmakla ilgili zihinsel, bedensel ve duygusal süreçlerin toplamıdır. Yani karar verme sorunlarla ve belirsizliklerle savaşma ve onları yok ederek neyin, nasıl, ne zaman yapılabileceğini ortaya koymaktır.

Yaptığımız tüm eylemlerin babası verdiğimiz kararlardır. Hani çok bilinen bir söz vardır. “En kötü karar, kararsızlıktan daha iyidir.” Ne kadar doğru bir sözdür. Kararlarımızla hayatımızı şekillendiririz. Bir işi başarmanın yolu adanmış gerçek bir karar vermekten geçer. İşte bu kararlarla yaşamımıza yön veririz.  

Bazılarımız karar verme konusunda biraz korkaktır. Çok düşünür. Karar vermekten hep endişelidir. Yanlış yaparsam diye korkar. Oysa yukarıdaki kıssadan hisse bize yanlış yapmadan deneyim sahibi olamayacağımızı açıkça söylüyor. Aslında başarısızlık diye bir şey yoktur. Onlar bizim istediğimiz sonuca ulaşmamız için yaşadığımız deneyimlerdir. Önemli olan, yanlış olarak gördüğümüz kararlardan ders almaktır. Bu deneyimlerle başarıya ulaşmak daha kolaydır.

Karar vermekten korkmayın. Sık sık karar verin. Yanlış deneyimle sonuçlanan kararlarınızdan ders alın. Ulaşmak istediğiniz sonuca varıncaya kadar olaylara yaklaşımlarınızı, izlediğiniz yolları değiştirin. Ama karar vermekten asla endişe duymayın. Tam tersine karar vermekten zevk alın. Çünkü biz hayatımızı aldığımız zevk ve çektiğimiz acıya göre yaşarız. Acıdan kaçar, zevke yöneliriz. Bu nedenle karar vermekten zevk alırsak, ondan korkmamız da gerekmez.

Doğru kararlar vermenin sırrı, yanlış kararlardan kazanılan deneyimlerdir. Onlar bizim dereyi geçene kadar üstünde sıçradığımız, bazen üzerinden düştüğümüz kaya parçalarıdır. Yani başarıya giden ve atılması gereken adımlarımızdır. Kararlarımıza bağlı kalıp, amaca ulaşmak için farklı yöntemler kullanmamız gerektiğini hiç unutmayalım.
Sevgiyle kalın.

Şadan Hergüner

PARA HARCAMAYI BİLMEK


PARA HARCAMAYI BİLMEK

Para! Olmazsa olmaz olan bir madde hayatımızda. Onsuz ne su alabilirsiniz ne ekmek. Şimdilik sadece aldığımız nefese yani havaya para ödemiyoruz. Ama zaten o da bizde kalmıyor. Aldığımız gibi geri veriyoruz. Bizim olacak her şeye bir bedel ödüyoruz. Kazandığımız her kuruşu, bir biçimde harcıyoruz.

Peki, hiç düşündünüz mü, parayı kazanmak mı zor yoksa harcamak mı? Yazımı okuyan pek çok kişinin, “Sen ne diyorsun? Tabiî ki kazanmak zor, paranın harcanması çok kolay.” dediğini duyar gibiyim. Benim bakış açımla soruya cevap vermek gerekirse, ben “Parayı harcamak zor.” derim. Özellikle büyük meblağları harcamak…

İsteyen her insan bir şekilde para kazanır. Eğitimlisi de eğitimsizi de. Önemli olan istemek ve çalışmaktır. Para kolay yoldan da kazanılır, emek vererek de. İş beğenerek, seçerek kazanıldığı gibi zorunluluk halinde her işi yaparak da kazanılır. Ya da uğraşmadan para kazanmak için farklı yollara başvurarak da! Yani isteyen herkes bir biçimde paralanır.

Para hayatımızı sürdürmek, hedeflerimize ulaşmak için kullandığımız bir araçtır. Onu hayatın amacı haline getirmek insanları yanlış yollara sürükleyebilir. O zaman para, huzur yerine huzursuzluk getirir. Amaç şeklinde kazanılan parayı harcamak zor olur, sürekli biriktirme yoluna gidilir. Bu da saplantılı bir yaşam demektir. 

Para aynı zamanda kişinin kendine güvenini artırır. Sorumluluk sahibi olmasını sağlar. Tabi bu durumun ayırdında ise. Parası olan insanın aklı da çalışır. Onu en iyi şekilde kullanmak ve harcamak için. Yeni yatırımlar ve paylaşımlar yapmak için. Kazandığım hep benim olsun demeyen insan için parayı doğru kullanmak ve harcamak kolay değildir. Araştırma ister, bilinç ister, donanım ister. Kısacası kendini daha da geliştirme ister.

Zahmetsiz kolay yollardan kazanılan paraları harcayanlar bilinçli olmaya gerek duymazlar. Öğrendikleri onlara yeter. Zaten çevrelerinde yön verenleri çoktur. Akıllarını çalıştırmaları gerekmez. Bildiklerini tekrar ederler. Ta ki, yolun sonu gelene kadar.   

İşte bu nedenlerden ötürü, “Para harcamak daha zordur.” inancındayım. Zorlanarak da kazansak, kolay da kazansak, para harcamak bilinçli olmayı gerektirir. Har vurup harman savurmayı değil. Devamlılığını sağlamak için harcamayı akıllıca yapmak gerekir. Özellikle emek verilerek kazanılan para, emek verilerek harcamayı gerekli kılar. Bence önemli olan, parayı kazanmaktan çok harcamayı bilmektir. 

Şadan HERGÜNER

Sağlıklı bir yaşam istiyorsanız, aşağıda sizler için derlediğim önerilere kulak verin lütfen. Eğer hastalanmak istemiyorsanız bunları yapmalısınız.

Duygularınızı Anlatın.
Gizlenen, bastırılan duygular gastrit, ülser, bel ve omurilik ağrıları gibi hastalıklara yol açar. Duyguların bastırılması zaman içinde kanser oluşumuna neden olur. Öyleyse, özelimizi, sırlarımızı ve hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız! Sohbet, konuşmak, söz çok güçlü bir tedavi aracı ve mükemmel bir terapidir! 

Karar Verin, Kararsız Olmayın.
Kararsız olan kişi şüphe, endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık, sorunların, endişelerin ve çatışmaların birikmesine neden olur. İnsanlık tarihini verilmiş kararlar oluşturur. Karar vermek, vazgeçmeyi ve bazı avantajları kaybetmeyi bilmek ancak daha sonra başkalarını kazanmaktır. Kararsız kişiler sindirim sistemi rahatsızlıklarının, asabi ağrıların ve cilt sorunlarının kurbanı olurlar. 

Olumlu Düşünün, Olumlu Çözümler Bulun.
Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Onlar yakınmayı, dedikoduyu ve karamsarlığı tercih ederler. Karanlıktan şikâyet etmek yerine bir kibrit yakmak her zaman daha iyidir. Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir. Biz ne düşünüyorsak oyuzdur. Olumsuz düşünce, negatif enerji üretir ki bu sonunda hastalığa dönüşür. 

Olduğunuz Gibi Davranın
Gerçeği gizleyen birisi rol yapar. Her zaman mutlu olduğu izlenimi vermek ister. Mükemmelmiş, rahatmış vb. gibi görünmek ister ancak bu arada tonlarca yük biriktirmektedir. Kilden bir ayak üzerine oturan bronz bir heykel gibi... Sağlık için aldatıcı bir görüntü vererek yaşamaktan daha zararlı bir şey yoktur. Bunlar bol cilalı ve kökleri kısa kişilerdir. Kaderlerinde eczane, hastane ve acı vardır. Maskeli iletişimlerden uzak durun.

Kabul Etmesini Bilin
Kabul etmemek ve özgüven eksikliği bizi kendimize yabancılaştırır. Kendisiyle barışık olmak sağlıklı yaşamın özüdür. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar. Eleştirileri kabullenin. Bu bilgelik, akılcılık ve terapidir. 

Güvenmeyi Öğrenin
Güvenmeyen kişi iletişim kuramaz, açılamaz, bağlanamaz, derin ve sağlıklı ilişkiler kuramaz, gerçek arkadaşlıklar kurmayı başaramaz. Güven yok ise bir ilişki de yoktur. Güvensizlik insanın kendisine ve inanca karşı olan inançsızlığıdır. 

Mutlu Olun
Mizah, Kahkaha, Huzur, Mutluluk… Bunlar sağlığı güçlendirir ve yaşamı uzatır. Mutlu kişi nerede olursa olsun, yaşadığı çevreyi geliştirme yetisine sahiptir. Mutlu yaşamı amaç edinin.

Şadan Hergüner
Sevgili okurlar, sizlerle paylaşacağım yazı bana elektronik postayla geldi. Çok beğendiğim için yayınlamak istedim. Sizlere de ışık tutacağından eminim.
Fransız düşünürü Voltaire (1694–1778), neredeyse bütün hayatı boyunca ya hastaydı ya hastalık hastası. 41 yaşında bir arkadaşına yazdığı mektupta 'gene' hastalandığından   şikâyet etti ve 'Birkaç yıllık ömrüm kaldı' dedi. Voltaire, bu mektubu bitirdikten 43 yıl sonra öldü.
Her Allah'ın günü bir şeyin kanser yaptığı veya kansere iyi geldiğinin açıklandığı bir dünyada yaşıyoruz. Sıska, sıkı ve sağlıklı yaşamak neredeyse din haline geldi.
Voltaire, kolesterol, trigliserit, AIDS ve kuş gribinin bilinmediği çağların adamıdır. Bir şeyleri doğru yapmış olmalıydı ki, insanların genellikle kırkına gelmeden öldüğü on sekizinci yüzyılda, 84 yaşına kadar yaşadı ve bir daha kalkmamak üzere yatağa düşünceye kadar aktif bir hayat sürdü.
Voltaire'in uzun ömrünün sırrı NE olabilir?
Uzun yıllar düşünür için sekreter ve uşak karışımı bir şey olan Sebastien Longcahmps, Voltaire'in hep “İnsanın sağlığı tamamen kendi ellerindedir” dediğini yazdı. “Bunun, üç temel ayağı var derdi: Ayıklık, her şeyde ölçülü olmak ve hafif egzersiz yapmak. Kaza dışında, insanın başına gelen bütün hastalıklarda bizi sağlıklı halimize iade etmeye uğraşan doğaya yardımcı olmak yeter. İnsan aşağı yukarı her zaman diyetinde sıkı olmalı, uygun ve sürekli sıvı almalı ve hep basit şeyler yemelidir.” “ Yanında bulunduğum süre içinde onu hep bunları yapar gördüm.”
Uzun ömrün sırrı
Bunlar büyük bir sır değil aslında. Her şeyde ölçülü olmak aklı başında her insanın uyguladığı bir prensiptir. Bence Voltaire'in uzun ömrünün sırrı vücudunda değil kişiliğindedir. Voltaire uzun yaşadı, çünkü mutluydu. Öğrenmeye meraklıydı ve müthiş zengin olmasına rağmen, bir dakikasını boşa harcamadı. Ölmeye vakti yoktu.
Binlerce mektup, yüzlerce sahne oyunu, kitap, makale yazdı. Saray yavrusu evinde her zaman misafir vardı. “Ben Avrupa'nın hancı başısıyım” dedirtecek kadar. Adaletsizliğe hiç tahammülü yoktu. İlkel Fransız yargısının hışmına uğramış insanları kurtarmak için tek başına, tarihe geçmiş kampanyalar yürüttü. İnsanların hakları olmayan bir dönemde insan hakları için mücadele etti.
Kiliseyle ve bağnaz rahiplerle yaşam boyu dalga geçti. Ölüm döşeğinde papazlar onu pişmanlık getirmeye, şeytanı lanetlemeye davet ettiklerinde, “Şimdi yeni bir düşman kazanmanın zamanı değil” dedi.
Bence, Voltaire'in en büyük özelliği yaşamdan zevk almasıydı. “O kadar mutluyum ki utanıyorum” diye itiraf etti bir arkadaşına. “Ben neredeysem dünya cenneti oradadır,” dedi. Son bir şey daha var, onu unutmayayım:
Hiç evlenmedi!
VOLTAIRE KİMDİR

François Marie Arouet
(21 Kasım 1694 - 30 Mayıs 1778), Fransız yazar ve filozof. Daha çok mahlası Voltaire olarak tanınmıştır.Fransız devrimi ve Aydınlanma hareketine büyük katkısı olmuştur.
Din ve ifade özgürlüklerinin yanı sıra, insan hakları konusundaki düşünceleri ve felsefi yazınları ile ünlenmiştir. Eserlerinde Kilise dogmaları ve döneminin Fransız müesseselerini yoğun olarak hicvetmiştir. Zamanın en etkili isimlerinden biri olarak tanınır.
 
Gezergen Tasarım by Gezergen Blog