Yaşam bu... İniş ve çıkışlarla, mutluluk ve acılarla dolu. Ama hep söyleriz ya, tüm güçlüklerine rağmen yaşamak güzel şey. Hele bir de aldığımız nefesin ne kadar kutsal olduğunun, içtiğimiz suyun bize hayat verdiğinin farkına varmışsak yaşamak daha bir anlam kazanır. O zaman şükrederiz farkında olduğumuz tüm güzellikleri bize verdiği için tanrıya ve hayata sıkıca sarılırız.
Ve kadınlar! Onlar için yaşam daha bir anlamlıdır. Bana göre kadınlar hayatı farklı konumlarıyla, farklı yoğunluklarda yaşıyorlar. Çünkü onlar erkeklere oranla daha duygusal yaratılmışlardır. Kadınlar annedir, eştir, sevgilidir, arkadaştır, evlattır ve çalışan insandır. Toplum ondan bu vasıflara uymasını bekler. O da çoğunlukla, kendini bu uyuma adamış olarak yaşar.
Yaşama sıkıca sarılır, çünkü annedir. Yavrusunu en iyi şekilde yetiştirmek, tehlikelerden korumak, onu hayata hazırlamak için yaşamak zorundadır. Yemez yedirir, giymez giydirir. Onu dünyaya getirmek için pek çok zorluğu çeken anne, büyütünceye kadar da sürekli kendinden verir. Çocuğunu küçücük bir çöpten bile sakınır, her şeyin en iyisini onun için yapmaya çalışır.
Yaşama sıkıca tutunur, çünkü eştir. Erkeğini mutlu etmek, evini çekip çevirmek, sosyal hayatta ise eşinin yanında mükemmel kadın görünümünü sergilemek zorundadır. Yeri geldiğinde eşine annelik yapmak, yeri geldiğinde iyi bir arkadaş olmak mecburiyetinde olan kadın, eşini çok yönlü olarak memnun etmelidir ki, onu elinde tutabilsin.
Yaşama sıkıca sarılır, çünkü sevgilidir. Hayallerini süsleyen, aşkı ve tutkuyu yaşadığı erkeği bulmuştur. Yaşanacak tüm güzelliklere umut bağlamıştır. Ayakları yerden kesilmiş, bulutlar üzerindeymiş gibi hissettiği bir sürece girmiştir. Sevgilisine sevgisini göstermek, onun için çarpan yüreğinin hep sevgilisine ait olduğunu anlatabilmek için yaşama sıkı sıkı sarılır. Hayat artık onun için farklı bir anlam taşır.
Yaşama sıkıca tutunur, çünkü o arkadaştır, dosttur. Kadın, erkek hiç fark etmez o arkadaşının dert ortağıdır. Çok sevdiği dostlarıyla her şeyini paylaşır. En güç zamanlarında yanlarında olur. Dostlarıyla sevgisini, bilgisini, imkanlarını ve parasını bile paylaşır. Arkadaşlarına yardım etmek, destek olmak için elinden ne gelirse yapar.
Yaşama sıkıca sarılır, çünkü evlattır. Anne ve babası onu büyütmüş, hayata hazırlamış ve sevgisini vermiştir. Onu küçücük bir bebekken, özverilerle büyütüp bir yetişkin olarak topluma kazandırmışlardır. O da şimdi anne ve babasına iyi bir evlat olmak, onlara maddi manevi destek vermek, mutluluk ve hüzünlerini paylaşmak için yaşamak zorundadır. Belki de onlara bakmak hatta yanına almak zorundadır. Bu yüzden ayakları yere sağlam basan bir kadın olması gerekmektedir.
Yaşama sıkıca sarılır, çünkü çalışan kadındır. İş hayatında erkek üstünlüğünün hakim olduğu düzende, “ben yaptığım işle varım” demek için savaş vermelidir. Girdiği savaşın sonundaysa başarısını kanıtlamak, tuttuğunu koparmak zorundadır. Üstelik iş hayatındaki rekabet koşullarında ayakta kalabilmek için yalnız erkeklere karşı değil, hemcinslerine karşı da savaşmak zorundadır. Kazandığı parayla hem ihtiyaçlarını gidermek hem de aile bütçesine katkıda bulunmak için yaşama sıkıca tutunmak zorundadır.
Yaşama bir başka sarılır, çünkü toplum ondan ahlaklı, namuslu, başarılı ve güvenilir olmasını beklemektedir. Evet, ait olduğu toplumun da kadından beklentileri büyüktür. Her şeyden önce iyi bir evlat, iyi bir eş ve iyi bir anne olmasını bekler. Toplum asla hata kabul etmez, anında yargılar. Bazen de yargısız infaz yapabilir. Kadın hiçbir zaman dilediğince özgür olamaz.
“Ben hayatımı istediğim gibi özgürce yaşarım, kimseden korkum yok.” diyen kadınlar bile gün gelir, hiç tahmin edemeyecekleri bir bedel öderler.
Tüm bu beklentilere cevap verebilmek için kadınlar yaşama sanatını çok erken yaşlardan itibaren öğrenmeye başlarlar. Hayatta sağlam durabilmek için bunu yapmak zorundalar. O yüzdendir ki kadınlar bilinçli, eğitimli ve güçlü olmalılar. Zaten erkeğe oranla daha dayanıklı yaratılmışlardır. Narin ve zarif olmanın yanında yeri geldiğinde büyük güçlüklere sonuna kadar dayanabilirler.
İşte bu nedenlerle kadınlar için yaşam biraz daha anlamlı ve farklıdır. Sizce de öyle değil mi?
Şadan HERGÜNER
1 Yorum
Bu blogumun dışında, çok aktif olmadığım ama yazıları çok okunan başka bir blogum daha var. Geçenlerde oraya yazı eklerken okuyucumun yaptığı bir yorum dikkatimi çekti. Aldatmak üzerine yazdığım bir hikayem için yorum yapmıştı. Karşılıklı mesajlaştık okuyucumla.
Bir kaç gün sonra bir baktım bana yeni yorum yazmış. "Ben aslında ve merakla "Kadını aldatan kadındır" sözüne ne yazacağınızı bekliyordum." demiş.
Ben bu sorunun yanıtını hemen verdim kendisine. Şimdi size de sormak istiyorum. Aldatmalarda aslında kadını aldatan kadın mıdır?
Benim okuruma verdiğim cevap şu oldu: "Bakın bu konu da haklısınız. "Kadını aldatan kadındır." Hiç bir kadın istemese bir başka kadının aldatılmasına vesile olmaz. Bu istem dahilindedir. Sadece gerekçeleri vardır. O ya da bu şekilde. Ama bu gerekçeler, aldatmaya vesile olma gerçeğini ortadan kaldırmaz.
Peki evli bir kadın, kocasını aldattığında durum ne oluyor? Bildiğiniz gibi evli kadınlar da evli erkekler gibi aldatma eylemi içinde oluyorlar.
İşte bu aldatmada durum yine aynı. Evli kadınla birlikte olan erkek, diğer erkeği aldatıyor. Yani bu aldatma olayına vesile oluyor.
Bu işler tek taraflı olmaz arkadaşlar. Yani suç sadece aldatan erkekte veya aldatan kadında değildir. Aldatma işi içindeki ikinci şahışlar da suçludur. Onların sütten çıkma ak kaşık olduklarını söylemek yanlış olur.
Benim söyleyeceğim tek şey var. Aldatan insan aslında kendini aldatır. Saklasa da, duyurmasa da bunu yapan kendi vicdanıyla hesaplaşır. Hemen olmasa bile bu hesaplaşma, günü gelince yapılır. Aldatmak yerine dürüstlüğü seçmek en doğrusu. Ama bunu becermek de yürek ister. Yani kolay değildir. Hele günümüzde hiç değil. Bu kadar yozlaşmış ahlak anlayışı içinde...
Dileğim, "Dürüstlüğü" aldatmaya değişmeyecek insanların çok olması...
Şadan HERGÜNER
Bir kaç gün sonra bir baktım bana yeni yorum yazmış. "Ben aslında ve merakla "Kadını aldatan kadındır" sözüne ne yazacağınızı bekliyordum." demiş.
Ben bu sorunun yanıtını hemen verdim kendisine. Şimdi size de sormak istiyorum. Aldatmalarda aslında kadını aldatan kadın mıdır?
Benim okuruma verdiğim cevap şu oldu: "Bakın bu konu da haklısınız. "Kadını aldatan kadındır." Hiç bir kadın istemese bir başka kadının aldatılmasına vesile olmaz. Bu istem dahilindedir. Sadece gerekçeleri vardır. O ya da bu şekilde. Ama bu gerekçeler, aldatmaya vesile olma gerçeğini ortadan kaldırmaz.
Peki evli bir kadın, kocasını aldattığında durum ne oluyor? Bildiğiniz gibi evli kadınlar da evli erkekler gibi aldatma eylemi içinde oluyorlar.
İşte bu aldatmada durum yine aynı. Evli kadınla birlikte olan erkek, diğer erkeği aldatıyor. Yani bu aldatma olayına vesile oluyor.
Bu işler tek taraflı olmaz arkadaşlar. Yani suç sadece aldatan erkekte veya aldatan kadında değildir. Aldatma işi içindeki ikinci şahışlar da suçludur. Onların sütten çıkma ak kaşık olduklarını söylemek yanlış olur.
Benim söyleyeceğim tek şey var. Aldatan insan aslında kendini aldatır. Saklasa da, duyurmasa da bunu yapan kendi vicdanıyla hesaplaşır. Hemen olmasa bile bu hesaplaşma, günü gelince yapılır. Aldatmak yerine dürüstlüğü seçmek en doğrusu. Ama bunu becermek de yürek ister. Yani kolay değildir. Hele günümüzde hiç değil. Bu kadar yozlaşmış ahlak anlayışı içinde...
Dileğim, "Dürüstlüğü" aldatmaya değişmeyecek insanların çok olması...
Şadan HERGÜNER
Sevgili Okurlar,
Aşağıdaki bilgileri sizin için interneten derledim. Umarım Faydalı olur. Doğadan gelen sağlık gibi doğadan gelen güzelik ve bakım hep önceliğiniz olsun. Lütfen doğal olandan şaşmayalım.
Kivi cilt lekelerini giderir, biberiye cildi gerginleştirir!
Güzellik deyince artık doğal ürünler devreye giriyor. Birçok insan doğal yaşamdan sırlar öğrenip uyguluyor. Amaç genç ve güzel kalmak. Sizin için de uygulaması çok kolay yollar var...
Pürüzsüz bir cilt için
Stres ve yanlış beslenme cildi bozar. Bu arada cildi bakımsız bırakmak da elbette aynı etkiyi yaratır. Bu aralar herkes anti-aging kremleri kullanıyor. Oysa haftada bir kez peeling uygulaması ile bu sorunu çözersiniz. Yüzeydeki ölü hücreler peeling ile yok olur. Bu süreç içinde pürüzsüzlük sağlar. Peeling için "doğal" bir öneri istiyorsanız şunu söyleyebiliriz: Yüzünüze meyve maskeleri de uygulayabilirsiniz. Hem daha ucuz, hem de yan etkisi yok!
Boyun bakımı
Boyun bölgesi önemlidir. Buraya her gün gerginleştirici doğal bir krem sürün. Haftada bir kez de boyun ve dekolte bölgesine masaj yaptırın. Boyun için arada önerdiğimiz doğal maskeleri uygulayabilirsiniz. Biz mutlaka bitkilerden yararlanmanızı tavsiye ediyoruz.
Kollar ihmale gelmez!
Yaz aylarında güneş ışığı nedeniyle kollar zarar görür. Kollardaki lekeler ve izler için mutlaka bir leke çıkarıcı bitkisel losyon kullanın. Çiller ile ilgili doğal ürünleri eller ve kollar için de kullanabilirsiniz. Bu arada kırışıklık kremlerini kollarınıza da sürmeyi ihmal etmeyin.
Dudaklar kurumasın!
Bazı dudak bakım ürünleri kimyasal yağlar içeriyor. Bunlar dudakları kurutarak kötü bir görüntü oluşturur. Kullandığınız ürünün bileşiminde bitkisel yağlar olursa daha çok yarar görürsünüz. Bu arada haftada bir, köy tereyağı ile dudaklarınıza bakım yapın. Tereyağını dudağınıza sürün ve 1 saat bekletin.
Kivi ile kolajen yapımı
Kivi'de çok fazla C vitamini vardır. İçindeki meyve asitleri de cildi yeniler. Peeling etkisi gösterir. Böylece hem lekeler gider, hem de canlı bir görünüm alır. Unutmayın, ölü deriyi ciltten attığınızda kolajen yapılanması olur.
Kivi maskesi
Bir kivinin kabuklarını soyun. İnce ince dilimleyin. Bu halkaları cildinizin birçok yerine koyun. Yarım saat dinlendikten sonra yıkayın. Cildiniz yağlı ise kiviyi özellikle tercih edin çünkü gözenekleri sıkılaştırır ve yağ dengesini sağlar.
Selülit sorununa köklü çözüm
Günümüzde bölgesel yağlanma ve selülit, birçok kadının sorunu. Yağların biriktiği bu bölgelerde doğal selülit yağları iki aylık bir sürede etkin sonuç veriyor. Tamamen bitkisel olan bu yağla yapılan masaj, portakal kabuğu görünümünü bir süre sonra yok ediyor...
Aşağıdaki bilgileri sizin için interneten derledim. Umarım Faydalı olur. Doğadan gelen sağlık gibi doğadan gelen güzelik ve bakım hep önceliğiniz olsun. Lütfen doğal olandan şaşmayalım.
Kivi cilt lekelerini giderir, biberiye cildi gerginleştirir!
Güzellik deyince artık doğal ürünler devreye giriyor. Birçok insan doğal yaşamdan sırlar öğrenip uyguluyor. Amaç genç ve güzel kalmak. Sizin için de uygulaması çok kolay yollar var...
Pürüzsüz bir cilt için
Stres ve yanlış beslenme cildi bozar. Bu arada cildi bakımsız bırakmak da elbette aynı etkiyi yaratır. Bu aralar herkes anti-aging kremleri kullanıyor. Oysa haftada bir kez peeling uygulaması ile bu sorunu çözersiniz. Yüzeydeki ölü hücreler peeling ile yok olur. Bu süreç içinde pürüzsüzlük sağlar. Peeling için "doğal" bir öneri istiyorsanız şunu söyleyebiliriz: Yüzünüze meyve maskeleri de uygulayabilirsiniz. Hem daha ucuz, hem de yan etkisi yok!
Boyun bakımı
Boyun bölgesi önemlidir. Buraya her gün gerginleştirici doğal bir krem sürün. Haftada bir kez de boyun ve dekolte bölgesine masaj yaptırın. Boyun için arada önerdiğimiz doğal maskeleri uygulayabilirsiniz. Biz mutlaka bitkilerden yararlanmanızı tavsiye ediyoruz.
Kollar ihmale gelmez!
Yaz aylarında güneş ışığı nedeniyle kollar zarar görür. Kollardaki lekeler ve izler için mutlaka bir leke çıkarıcı bitkisel losyon kullanın. Çiller ile ilgili doğal ürünleri eller ve kollar için de kullanabilirsiniz. Bu arada kırışıklık kremlerini kollarınıza da sürmeyi ihmal etmeyin.
Dudaklar kurumasın!
Bazı dudak bakım ürünleri kimyasal yağlar içeriyor. Bunlar dudakları kurutarak kötü bir görüntü oluşturur. Kullandığınız ürünün bileşiminde bitkisel yağlar olursa daha çok yarar görürsünüz. Bu arada haftada bir, köy tereyağı ile dudaklarınıza bakım yapın. Tereyağını dudağınıza sürün ve 1 saat bekletin.
Kivi ile kolajen yapımı
Kivi'de çok fazla C vitamini vardır. İçindeki meyve asitleri de cildi yeniler. Peeling etkisi gösterir. Böylece hem lekeler gider, hem de canlı bir görünüm alır. Unutmayın, ölü deriyi ciltten attığınızda kolajen yapılanması olur.
Kivi maskesi
Bir kivinin kabuklarını soyun. İnce ince dilimleyin. Bu halkaları cildinizin birçok yerine koyun. Yarım saat dinlendikten sonra yıkayın. Cildiniz yağlı ise kiviyi özellikle tercih edin çünkü gözenekleri sıkılaştırır ve yağ dengesini sağlar.
Selülit sorununa köklü çözüm
Günümüzde bölgesel yağlanma ve selülit, birçok kadının sorunu. Yağların biriktiği bu bölgelerde doğal selülit yağları iki aylık bir sürede etkin sonuç veriyor. Tamamen bitkisel olan bu yağla yapılan masaj, portakal kabuğu görünümünü bir süre sonra yok ediyor...
Yeni yıl yeni umutlarıyla geldi. İçimde bir his var. Sanki bu yıl benim için daha iyi olacak. Başkaları için de. Biten yılda benim de hüzünlerim, sıkıntılarım, zorluklarım vardı. Pek çok insan gibi. Umutsuzluğa kapıldığım anlar, sıkıntıma çıkış yolu bulma inancımı kaybettiğim zamanlar oldu. Çok üzüldüğüm, ağladığım günlerim oldu. Fakat yılın son gününde kendimi iyi hissettirecek ve başkasına da mutluluk verecek bir şey yaptım. Kendimden çok, o insanın mutlu olması için yaptığım bu davranış beni farklı etkiledi. Manevi anlamda ferahlattı.
Kendimden önce başkalarını düşünmenin hazzını tatmamı sağladı. Eski yılı uğurlarken içim huzurluydu. Bu huzur yeni yılı daha bir keyifle karşılamama neden oldu. Bir de karar verdim hemencecik. Tüm zorluklarına rağmen hayat güzel, yaşamak güzel, faydalı olmaksa çok güzel. Yeni yılda kaldığım yerden uğraşılarıma devam edeceğim. Bıkmadan, usanmadan, yılmadan. Çok şey hakedip, haketmediklerimi yaşadığımı biliyorum. Ama savaşmaya devam edeceğim, haklarımı ele alıncaya kadar.
Hayat da bu değil mi zaten? Sürekli bir döngünün içinde yılmadan çalışmak, çabalamak. Şuna inanıyorum, geçen yıl gözümden kaçırdığım şeyleri bu yıl görebilirsem, yaptığım hataları tekrarlamazsam, daha pozitif ve aktif olursam, istediklerime ulaşabileceğim.
Yeni bir iş istiyorum. Kaybettiğimin yerine çok daha iyı olacak bir iş. Hayatın ve yaratıcı gücün onu benim için hazırlayıp vereceğine inanarak istiyorum ve bekliyorum. Bulmak için var gücümle uğraş vermeye, istemeye ve beklemeye devam edeceğim. Yeni yılın umudu da bu duygular olsa gerek. Ne dersiniz?
ŞADAN HERGÜNER
Kendimden önce başkalarını düşünmenin hazzını tatmamı sağladı. Eski yılı uğurlarken içim huzurluydu. Bu huzur yeni yılı daha bir keyifle karşılamama neden oldu. Bir de karar verdim hemencecik. Tüm zorluklarına rağmen hayat güzel, yaşamak güzel, faydalı olmaksa çok güzel. Yeni yılda kaldığım yerden uğraşılarıma devam edeceğim. Bıkmadan, usanmadan, yılmadan. Çok şey hakedip, haketmediklerimi yaşadığımı biliyorum. Ama savaşmaya devam edeceğim, haklarımı ele alıncaya kadar.
Hayat da bu değil mi zaten? Sürekli bir döngünün içinde yılmadan çalışmak, çabalamak. Şuna inanıyorum, geçen yıl gözümden kaçırdığım şeyleri bu yıl görebilirsem, yaptığım hataları tekrarlamazsam, daha pozitif ve aktif olursam, istediklerime ulaşabileceğim.
Yeni bir iş istiyorum. Kaybettiğimin yerine çok daha iyı olacak bir iş. Hayatın ve yaratıcı gücün onu benim için hazırlayıp vereceğine inanarak istiyorum ve bekliyorum. Bulmak için var gücümle uğraş vermeye, istemeye ve beklemeye devam edeceğim. Yeni yılın umudu da bu duygular olsa gerek. Ne dersiniz?
ŞADAN HERGÜNER
Adettendir; bir yıl biterken hep umut dolu sözlerle yeni yıla hoş geldin denir. Ben bunu yapıyorum şimdi. 2009 çok sancılı, sıkıntılı ve üzücü bir yıldı. 2010 ne kadar iyi olacak bilemiyorum ama yine de umutlu olmamız gerektiğini biliyorum.
İnsanın yaratılışında var zaten. Umudu olmadan yaşayamaz. Umut hep içimizde. En kötü süreçler de bile.
Gelen yılı öncelikle sevgiyle karşılayalım. Umutla ve istekle karşılayalım. Kendimizi ve şartlarımızı, elden geldiğince değiştirmek için çabalama azmiyle karşılayalım. Kaybettiklerimizin yasını tutmak yerine, kazanacağımız başka şeylerin olduğunu bilerek karşılayalım. Bizim için değerli olan varlıklarımızın kıymetini bilerek karşılayalım.
Her güçlüğün yanında bir kolaylık vardır inancıyla hareket edip, o kolaylıkları, yaşadığımız kötülüklerin içindeki olumlu yanları, görmeyi asla unutmayalım. En azından olaylara bakış açımızı bu yönde geliştirelim. Ardından hep yaptığımız gibi yeni yılda da sürekli çabalayalım. Kışkırtmalara, düzmecelere, göz boyamacalara kulak asmayalım. İnsanlara yardım eden, paylaşan, zarar vermeyen, kötü niyet barındırmayan insan olalım. Değişime önce kendimizde başlayıp, sonra çevremize yayalım.
Hepinize, sağlık ve huzur dolu nice yeni yıllar diliyorum. Umarım, dilerim ve çok isterim ki, 2010 gerçekten farklı olsun. Gerçekten yüzlerimiz biraz daha fazla gülsün. Daha az kan dökülsün, daha az can yansın, daha az iş yeri kapansın.
Sevgilerimle.
Şadan HERGÜNER
İnsanın yaratılışında var zaten. Umudu olmadan yaşayamaz. Umut hep içimizde. En kötü süreçler de bile.
Gelen yılı öncelikle sevgiyle karşılayalım. Umutla ve istekle karşılayalım. Kendimizi ve şartlarımızı, elden geldiğince değiştirmek için çabalama azmiyle karşılayalım. Kaybettiklerimizin yasını tutmak yerine, kazanacağımız başka şeylerin olduğunu bilerek karşılayalım. Bizim için değerli olan varlıklarımızın kıymetini bilerek karşılayalım.
Her güçlüğün yanında bir kolaylık vardır inancıyla hareket edip, o kolaylıkları, yaşadığımız kötülüklerin içindeki olumlu yanları, görmeyi asla unutmayalım. En azından olaylara bakış açımızı bu yönde geliştirelim. Ardından hep yaptığımız gibi yeni yılda da sürekli çabalayalım. Kışkırtmalara, düzmecelere, göz boyamacalara kulak asmayalım. İnsanlara yardım eden, paylaşan, zarar vermeyen, kötü niyet barındırmayan insan olalım. Değişime önce kendimizde başlayıp, sonra çevremize yayalım.
Hepinize, sağlık ve huzur dolu nice yeni yıllar diliyorum. Umarım, dilerim ve çok isterim ki, 2010 gerçekten farklı olsun. Gerçekten yüzlerimiz biraz daha fazla gülsün. Daha az kan dökülsün, daha az can yansın, daha az iş yeri kapansın.
Sevgilerimle.
Şadan HERGÜNER
Suyu içmenin en verimli zamanlarını biliyor musunuz?
Su içmek için uygun zamanlamayı bilmek, suyun insan vücudundaki etkinliğini en üst düzeye çıkartmaktadır.
- Uyanır uyanmaz 2 bardak su içmek, iç organları aktive eder, hareketlendirir. Özellikle bir bardak sıcak su bağırsak hareketlerini düzenler. Kabızlık sorununa yardımcı olur.
- Her yemekten 30 dakika önce bir bardak su içmek, hazmı kolaylaştırır.
- Banyo yapmadan önce bir bardak su içmek, tansiyonun düşmesine yardımcı olur.
- Uyumadan önce bir bardak su içmek ise, kalp krizini ve felci önler.
SU VE VÜCUDUMUZ
1. Beynimizin % 75’i sudur.
2. Su vücut ısısını düzenler.
3. Hücrelere gıda ve oksijen taşır.
4. Solunum için oksijeni nemlendirir.
5. Yediklerimizi enerjiye çevirir.
6. Kanımızın % 83’ü sudur
7. Oksitleri yok eder.
8. Hayati organlarımızı korur ve rahatlatır.
9. Kemiklerin % 22’i sudur.
10. Gıdaları absorbe etmesinde vücuda yardım eder.
11. Adalelerin % 75’i sudur.
12. Eklem yerlerini rahatlatır, yastık vazifesi görür.
Sevgili okurlar, mail aracılığıyla aldığım bu bilgileri sizlerle paylaşmak istedim.
Su içmek için uygun zamanlamayı bilmek, suyun insan vücudundaki etkinliğini en üst düzeye çıkartmaktadır.
- Uyanır uyanmaz 2 bardak su içmek, iç organları aktive eder, hareketlendirir. Özellikle bir bardak sıcak su bağırsak hareketlerini düzenler. Kabızlık sorununa yardımcı olur.
- Her yemekten 30 dakika önce bir bardak su içmek, hazmı kolaylaştırır.
- Banyo yapmadan önce bir bardak su içmek, tansiyonun düşmesine yardımcı olur.
- Uyumadan önce bir bardak su içmek ise, kalp krizini ve felci önler.
SU VE VÜCUDUMUZ
1. Beynimizin % 75’i sudur.
2. Su vücut ısısını düzenler.
3. Hücrelere gıda ve oksijen taşır.
4. Solunum için oksijeni nemlendirir.
5. Yediklerimizi enerjiye çevirir.
6. Kanımızın % 83’ü sudur
7. Oksitleri yok eder.
8. Hayati organlarımızı korur ve rahatlatır.
9. Kemiklerin % 22’i sudur.
10. Gıdaları absorbe etmesinde vücuda yardım eder.
11. Adalelerin % 75’i sudur.
12. Eklem yerlerini rahatlatır, yastık vazifesi görür.
Sevgili okurlar, mail aracılığıyla aldığım bu bilgileri sizlerle paylaşmak istedim.